อ้างอิงที่แสดง: en_us
ตรวจรับรอง: 0% (0 / 6063 ส่วน) · แปลแล้ว: 100% (6063 / 6087)
407 ส่วน · เข้าสู่ระบบเพื่อทำหมายเหตุริมขอบ
ต้นฉบับ · en_us
Time to boost the soldiers' morale! A good way to gain loyalty is to consult with your people. I need more recruits for the army! My subordinates need know my defense plans. My subordinates need know my offensive plans. The people need to understand the threat of a barbarian attack! I need to remind everyone that we need to be ready to fight at any time!
สำเนา · tr_tr
Herkese her an dövüşmeye hazır olmamız gerektiğini hatırlatmalıyım! Askerlerin moralini yükseltme zamanı! Sadakat kazanmanın iyi bir yolu, halkınıza danışmaktır. Ordu için daha çok asker lazım! Astlarımın savunma planlarımı bilmesi gerek. Astlarımın saldırı planlarımı bilmesi gerek. Halkın bir barbar saldırısının tehdidini anlaması gerek!
ต้นฉบับ · en_us
Even as a centurion, I cannot get rusty at being a soldier. Where are my subordinates? They should be doing this. I am a Strategos of the Roman Empire and you think that you can fight me? Ha!
สำเนา · tr_tr
Ben Roma İmparatorluğu'nun bir Strategos'uyum ve benimle dövüşebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Ha! Bir Strategos olsam bile bir asker olarak paslanmamalıyım. Astlarım nerede? Bunu onların yapması gerek.
ต้นฉบับ · en_us
Beauty is watching your village get stronger.
สำเนา · tr_tr
Güzellik, köyünüzün güçlendiğini izlemektir.
ต้นฉบับ · en_us
Things like this are the only things I can do here.
สำเนา · tr_tr
Burada yapabileceğim tek şeyler bunlar.
ต้นฉบับ · en_us
Time to take care of my family.
สำเนา · tr_tr
Aileme bakma zamanı.
ต้นฉบับ · en_us
My husband has finally delivered his resources like I told him.
สำเนา · tr_tr
Kocam sonunda söylediğim gibi kaynaklarını teslim etti.
ต้นฉบับ · en_us
I could do so much more here if I was a man, if only... Our task is to control our men.
สำเนา · tr_tr
Görevimiz erkeklerimizi kontrol etmektir. Erkek olsaydım burada çok daha fazlasını yapabilirdim, keşke...
ต้นฉบับ · en_us
It's a good thing men don't cook, they would burn everything.
สำเนา · tr_tr
İyi ki erkekler yemek yapmıyor, her şeyi yakarlardı.
ต้นฉบับ · en_us
It's so dull here, nothing ever happens... It's my job to watch these areas. Greetings traveller, I wonder how you ended up in this faraway place. How could anyone think someone should be posted here...
สำเนา · tr_tr
Buraya birinin yerleştirilmesi gerektiğini kim düşünebilir ki... Burası çok sıkıcı, hiçbir şey olmuyor... Bu bölgeleri gözetlemek benim işim. Selamlar yolcu, bu uzak yere nasıl düştüğünü merak ediyorum.
ต้นฉบับ · en_us
These people here, that call themselves Normans, remind me of our glorious empire. It's so dull here, nothing ever happens... It's my job to watch these areas. Greetings traveller, I wonder how you ended up in this faraway place. How could anyone think someone should be posted here...
สำเนา · tr_tr
Buraya birinin yerleştirilmesi gerektiğini kim düşünebilir ki... Buradaki bu insanlar, kendilerine Norman diyenler, bana şanlı imparatorluğumuzu hatırlatıyor. Burası çok sıkıcı, hiçbir şey olmuyor... Bu bölgeleri gözetlemek benim işim. Selamlar yolcu, bu uzak yere nasıl düştüğünü merak ediyorum.
ต้นฉบับ · en_us
This cold is awful. No wonder there is nobody around. It's so dull here, nothing ever happens... It's my job to watch these areas. Greetings traveller, I wonder how you ended up in this faraway place. How could anyone think someone should be posted here...
สำเนา · tr_tr
Buraya birinin yerleştirilmesi gerektiğini kim düşünebilir ki... Bu soğuk berbat. Etrafta kimsenin olmaması şaşırtıcı değil. Burası çok sıkıcı, hiçbir şey olmuyor... Bu bölgeleri gözetlemek benim işim. Selamlar yolcu, bu uzak yere nasıl düştüğünü merak ediyorum.
ต้นฉบับ · en_us
It's so dull here, nothing ever happens... It's my job to watch these areas. It's so hot here. I can't understand why those Indians live in these lands. Have you ever seen those strange Mayas? Their buildings look like they could collapse any second. Greetings traveller, I wonder how you ended up in this faraway place. How could anyone think someone should be posted here...
สำเนา · tr_tr
Buraya birinin yerleştirilmesi gerektiğini kim düşünebilir ki... Burası çok sıkıcı, hiçbir şey olmuyor... Bu bölgeleri gözetlemek benim işim. Burası çok sıcak. Bu Hinduların neden bu topraklarda yaşadığını anlayamıyorum. O garip Mayaları gördünüz mü hiç? Binaları her an çökecekmiş gibi görünüyor. Selamlar yolcu, bu uzak yere nasıl düştüğünü merak ediyorum.
ต้นฉบับ · en_us
I cannot wait to share my studies.
สำเนา · tr_tr
Çalışmalarımı paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
ต้นฉบับ · en_us
Welcome, $name. You may rest from your travels, you are safe here.
สำเนา · tr_tr
Hoşgeldin, $name. Yolculuğundan dinlenebilirsin, burada güvendesin.
ต้นฉบับ · en_us
These crops are a gift from God himself.
สำเนา · tr_tr
Bu ürünler bizzat Tanrı'dan bir armağandır.
ต้นฉบับ · en_us
I cannot wait to share my studies.
สำเนา · tr_tr
Çalışmalarımı paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
ต้นฉบับ · en_us
I cannot offer you anything, $name.
สำเนา · tr_tr
Sana sunabileceğim hiçbir şey yok, $name.
ต้นฉบับ · en_us
The Son’s great sacrifice will be commenced with this bread.
สำเนา · tr_tr
Oğul'un büyük fedakârlığı bu ekmekle başlayacak.
ต้นฉบับ · en_us
May God bless these seeds.
สำเนา · tr_tr
Tanrı bu tohumları kutsasın.
ต้นฉบับ · en_us
Hopefully this will be enough for the village to thrive! I am a very successful lumberman, my inventory is filled with logs! I am carrying many trees but they aren't heavy for some reason. That was a job well done. My wife must be proud with all the wood I have brought.
สำเนา · tr_tr
Karım getirdiğim onca odundan gurur duyuyor olmalı. Umarım bu, köyün gelişmesine yetecektir! Çok başarılı bir oduncuyum, envanterim kütüklerle dolu! Bir sürü ağaç taşıyorum ama nedense ağır gelmiyorlar. Bu iyi yapılmış bir işti.
ต้นฉบับ · en_us
Every structure here needs wood, and getting it is my job! Another tree down, more wood for the village! One more tree down, more wood for the village! $name, have you ever chopped down a tree before? Get to the Choppa tree! Die tree die! HAHAHA! Die! Die! Die! Ha- Oh, hi there $name! Nothing.. strange... happening here. I don't want to kill you, but I have to... Goodbye tree! Have you ever wondered why chopped down trees float here, $name? It's very strange. No matter what I do, they always float and I have to break the tree upward bit by bit, it's such a pain.
สำเนา · tr_tr
Burada kesilen ağaçların neden havada durduğunu hiç merak ettiniz mi, $name? Çok garip. Ne yaparsam yapayım, hep havada duruyorlar ve ağacı parça parça yukarı doğru kırmam gerekiyor, gerçekten can sıkıcı. Buradaki her yapı için odun gerekiyor ve onu temin etmek benim işim! Bir ağaç daha devrildi, köy için daha çok odun! Bir ağaç daha düştü, köy için daha çok odun! $name, daha önce hiç ağaç kestiniz mi? Ağaca yetiş, Choppa! Geber ağaç geber! HAHAHA! Geber! Geber! Geber! Ha- A, merhaba $name! Burada... garip... hiçbir şey olmuyor. Seni öldürmek istemiyorum ama mecburum... Elveda ağaç!
ต้นฉบับ · en_us
Hey $name! Don't take that! The trees grew well this time, so many logs and saplings. I hope the village needs all of these logs. That was one big tree! Now the village can use its logs. Look at all of these new logs and saplings I got from chopping down the trees! Nice sapling over there.
สำเนา · tr_tr
Şurada güzel bir fidan var. Hey $name! Onu alma! Ağaçlar bu sefer iyi büyüdü, bir sürü kütük ve fidan oldu. Umarım köyün bütün bu kütüklere ihtiyacı vardır. Bu büyük bir ağaçtı! Şimdi köy onun kütüklerini kullanabilir. Ağaçları keserek elde ettiğim tüm bu yeni kütüklere ve fidanlara bak!
ต้นฉบับ · en_us
These saplings are so small, sometimes I can't believe that they will become so big. You're so cute little sapling, almost lets me forget I'm going to chop you down when you grow up. $name, do you want to plant a sapling? Trees grow so fast here, in a few days they turn from this tiny sapling to being a full tree. Planting is the easiest job, all I have to do is place them on the ground. Soon this will be a big, majestic tree! And I'll cut it down.
สำเนา · tr_tr
Yakında bu büyük, görkemli bir ağaç olacak! Ve ben onu keseceğim. Bu fidanlar o kadar küçük ki bazen onların bu kadar büyüyeceğine inanamıyorum. Çok tatlısın küçük fidan, büyüdüğünde seni keseceğimi neredeyse unutturuyorsun bana. $name, bir fidan dikmek ister misiniz? Buradaki ağaçlar çok hızlı büyüyor, birkaç gün içinde bu küçük fidandan koca bir ağaç oluyorlar. Dikmek en kolay iş, tek yapmam gereken onları yere yerleştirmek.
ต้นฉบับ · en_us
Only the finest armours and weapons!
สำเนา · tr_tr
Sadece en iyi zırhlar ve silahlar!
ต้นฉบับ · en_us
Welcome, welcome! I bring you the best swords you can find!
สำเนา · tr_tr
Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz! Size bulabileceğiniz en iyi kılıçları getiriyorum!
ต้นฉบับ · en_us
No city in the world can compare with the beauty and might of Constantinople. We are the last true Romans!
สำเนา · tr_tr
Biz son gerçek Romalılarız! Dünyada hiçbir şehir Konstantinopolis'in güzelliği ve kudretiyle kıyaslanamaz.
ต้นฉบับ · en_us
I come in colours every day! Wait, I am not Indian.
สำเนา · tr_tr
Her gün renklerle geliyorum! Dur, ben Hintli değilim.
ต้นฉบับ · en_us
Come and see! Dyes from all around the world!
สำเนา · tr_tr
Gelin ve görün! Dünyanın dört bir yanından boyalar!
ต้นฉบับ · en_us
Ti léte gia kápoio nóstimo souvláki, $name? How about some delicious souvlaki, $name?
สำเนา · tr_tr
Ti léte gia kápoio nóstimo souvláki, $name? Nefis bir souvlaki'ye ne dersiniz, $name?
ต้นฉบับ · en_us
All the food you ever want to eat!
สำเนา · tr_tr
Yemek isteyebileceğiniz tüm yiyecekler!
ต้นฉบับ · en_us
Come and buy the finest building materials! Me and my back will thank you.
สำเนา · tr_tr
Gelin en iyi inşaat malzemelerini satın alın! Ben ve sırtım size teşekkür edecek.
ต้นฉบับ · en_us
Sand, Stone and Bricks! Diorite and Quartz!
สำเนา · tr_tr
Kum, Taş ve Tuğla! Diyorit ve Kuvars!
ต้นฉบับ · en_us
I sell valuable crafts and sacred goods, $name.
สำเนา · tr_tr
Değerli el işleri ve kutsal mallar satıyorum, $name.
ต้นฉบับ · en_us
Come, and view the peak of Roman craftsmanship.
สำเนา · tr_tr
Gelin ve Roma zanaatkârlığının zirvesini görün.
ต้นฉบับ · en_us
Seriously, $name? This skin?
สำเนา · tr_tr
Cidden mi, $name? Bu deri mi?
ต้นฉบับ · en_us
Trendy carpets and clothes, just like they have in Constantinople!
สำเนา · tr_tr
Tıpkı Konstantinopolis'tekiler gibi şık halılar ve giysiler!
ต้นฉบับ · en_us
My job is to break rocks and take those rocks to be smelted, that's it. My arm hurts from using this pickaxe every day. One block, two block, three block, four block, it never ends. Just the same thing over and over again. One block, two block, three-wait, is that gold? That is? I FOUND GOLD! GOLD! GOLD! I'm rich! HAHA-oh, it was just iron reflecting in a bad light. Back to mining iron and coal... Eighty block, eighty one block, eight two block, eighty three block... Hey! How do you carry so many blocks and mine so fast? It takes me hours to do what you do in a day. *Cough* *Cough*, I hate working with coal. In this job strength and endurance is needed. But nobody here notices... I'm proud to be a Roman Citizen working for the glorious Empire, even in this hard job.
สำเนา · tr_tr
Bu zorlu işte bile şanlı İmparatorluk için çalışan bir Roma vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum. İşim taşları kırmak ve bu taşları eritilmek üzere götürmek, hepsi bu. Bu kazmayı her gün kullanmaktan kolum acıyor. Bir blok, iki blok, üç blok, dört blok, hiç bitmiyor. Sadece aynı şey defalarca. Bir blok, iki blok, üç-dur, o altın mı? Öyle mi? ALTIN BULDUM! ALTIN! ALTIN! Zenginim! HAHA-ah, sadece kötü bir ışıkta yansıyan demirmiş. Demir ve kömür çıkarmaya geri dönüyoruz... Seksen blok, seksen bir blok, sekiz iki blok, seksen üç blok... Hey! Nasıl bu kadar çok bloğu taşıyıp bu kadar hızlı madencilik yapabiliyorsun? Senin bir günde yaptığını ben saatlerce yapıyorum. *Öksürük* *Öksürük*, kömürle çalışmaktan nefret ediyorum. Bu işte güç ve dayanıklılık gerekir. Ama burada kimse fark etmiyor...
ต้นฉบับ · en_us
Holy Boskokrator, please bless me and my sheep.
สำเนา · tr_tr
Kutsal Boskokrator, lütfen beni ve koyunlarımı kutsa.
ต้นฉบับ · en_us
For the Boskokrator!
สำเนา · tr_tr
Boskokrator için!
ต้นฉบับ · en_us
My beliefs kept me going on… Help me fulfil my dream, $name, and you shall be rewarded…
สำเนา · tr_tr
Hayalimi gerçekleştirmeme yardım et, $name, ödüllendirileceksin… İnançlarım beni ayakta tuttu...
ต้นฉบับ · en_us
My books are some of the best manuscripts out there.
สำเนา · tr_tr
Kitaplarım oradaki en iyi el yazmalarından bazılarıdır.
ต้นฉบับ · en_us
Why did God make me one of his most treasured servants? As the Patriarch, I must lead the prayer. I understand the troubles He has. He understands the troubles patriarchs have. My village needs answers from God!
สำเนา · tr_tr
Köyümün Tanrı'dan cevaplara ihtiyacı var! Tanrı neden beni en değerli hizmetkârlarından biri yaptı? Patrik olarak duayı yönetmeliyim. Onun sorunlarını anlıyorum. O, patriklerin sorunlarını anlar.
ต้นฉบับ · en_us
Everyone needs sleep, especially when you are a leader of a village. *Yawn* I cannot lead priests when I am tired.
สำเนา · tr_tr
*Esneme* Yorgun olduğumda rahiplere önderlik edemem. Herkesin uykuya ihtiyacı vardır, özellikle bir köyün lideriyseniz.
ต้นฉบับ · en_us
Beauty is watching your village get closer to God.
สำเนา · tr_tr
Güzellik, köyünüzün Tanrı'ya yaklaştığını izlemektir.
ต้นฉบับ · en_us
My books are some of the best manuscripts out there.
สำเนา · tr_tr
Kitaplarım oradaki en iyi el yazmalarından bazılarıdır.
ต้นฉบับ · en_us
Enough crafting! I need some wine! I need a drink to inspire me! Every good blacksmith needs a drink at the end of the day. Crafting makes me thirsty for wine.
สำเนา · tr_tr
Zanaat beni şarap için susatıyor. Zanaat yetti! Şaraba ihtiyacım var! Bana ilham verecek bir içkiye ihtiyacım var! Her iyi demirci günün sonunda bir içkiye ihtiyaç duyar.
ต้นฉบับ · en_us
A good smith needs to pray every once and a while. Why did God make me a smith? Praying is an important part of Roman crafting. He understands the troubles smiths have.
สำเนา · tr_tr
O, demircilerin sorunlarını anlar. İyi bir demircinin arada bir dua etmesi gerekir. Tanrı neden beni demirci yaptı? Dua, Roma zanaatkârlığının önemli bir parçasıdır.
ต้นฉบับ · en_us
Tomorrow I will craft more beautiful things! I am done with crafting for the day. Maybe I will dream of crafting the world's best tools!
สำเนา · tr_tr
Belki dünyanın en iyi aletlerini yapmanın rüyasını görürüm! Yarın daha çok güzel şey yapacağım! Bugünlük zanaat yapmayı bitirdim.
ต้นฉบับ · en_us
I will ask to see if anyone needs me to craft something. I hope that the village appreciates my tools.
สำเนา · tr_tr
Umarım köy aletlerimi takdir eder. Birinin bir şey yapmamı isteyip istemediğini sormaya gideceğim.
ต้นฉบับ · en_us
You cannot chop down trees without an axe! I craft amazing axes. Roman axes are some of the best in the world! The lumbermen need us to craft their axes. How do you craft your axes $name?
สำเนา · tr_tr
Baltalarınızı nasıl yapıyorsunuz $name? Balta olmadan ağaç kesemezsiniz! Muhteşem baltalar yapıyorum. Roma baltaları dünyanın en iyileri arasındadır! Oduncuların baltalarını yapmamız için bize ihtiyaçları var.